ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2010 Perşembe

Bugün ölsem

Bugün ölsem yatağımda sessiz
bir tek yanarım
veda edemediğime
karıma, kızıma
ve bir miktar anneme...

Geriye kalanlar
magandalar, puştlar
şerefsizler
uzaktakiler, yakınımdakiler
ne bok yerlerse yesinler
bana ne?!..

Bugün ölsem yatağımda sessiz
yanarım
karıma, kızıma
daha fazla kendimi veremediğime
yüzlerini güldüremediğime...

Umrumda değil elde edemediklerim
yapamadıklarım
tadamadıklarım.

Atarım bir anda bütün planlarımı çöpe
açarım kucağımı sonsuzluğa
Yaratan'a
ki bu en büyük hediye...

Bugün ölsem yatağımda sessiz
kanım yerde kalmaz asla
karıma, kızıma daha fazla veremediğim
kendimden başka.
Biraz da anneme yanarım
ondan önce oğlu gitti diye.

Yakarım misyonumu
planlarımı, beklediğim onca şeyi
ekmeği, aşı...

Geriye kalanlar
magandalar, puştlar
şerefsizler
uzaktakiler, yakınımdakiler
ve kendini kanımdan sananlar
ne bok yerlerse yesinler
dualarını bile esirgesinler
çiçek getirmesinler
bana ne?!..


ARIZA ADAM
Ömer



31 Mart 2009 Salı

Hiç sanmıyorum!

Fakir ölür
gitmez cenazesine
yakınlarından başka kimse.

Mevkiili ölür
binlercesi doluşur
binlerce amaç peşinde...

Kimi gitmemiş olmamak için
iş-güç, mevki peşinde
boy verip, dikilir öylece

gözlerinde siyah gözlükler...
Ya da kıramadığından diğer gidenleri...

Kimi gerçekten sevdiğinden
arkasından ağıtlar yakmak için.

Daha mı yükseğe uçar sanki mevkiili
binlercesi okuyup, üfledi diye?..
ve daha mı alçaklarda kalır sanki fakir
gideni, yoluna okuyup üfleyeni az diye?..

Hiç sanmıyorum!


Ömer Dalman (31.03.2009)
www.antoloji.com/omer_dalman



10 Şubat 2009 Salı

Ölümüne

Ölümüne sevdim
ölümüne yürüdüm aşkın üstüne

ölümüne ağladım
hırpalandım.

ölümüne koştum
yürüdüm
ölümüne kaldırdım ağırlıkları

ne oldu şimdi?
ölümüne mutlu muyum?
ya da hiç sormamam mı lazımdı?..

Ölümüne düşündüm
ölümüne kapandım içime
ölümüne dizdim peşpeşe
birbirinden güzel fikirleri.
Ölümüne daldım dizelerin dibine,

satırların sonlarına
ölümüne vurdum.

ne oldu şimdi?
mutlu muyum ölümüne?..
ya da hiç sormamam mı lazımdı?..


Ölümüne sevdim yaptığım işleri
değiştirdim zaman zaman
yenilendim çünkü

edemedim aynı durumda, aynı yerde
ama vallahi de
ölümüne verdim kendimi.

ne oldu şimdi?
mutlu muyum ölümüne?
göğe mi erdi başım?
Yoksa hepsinden geçtim de
ölümüne mi yaklaştım ölüme?

Affet beni ne olur...
Belki de hiç sormamam lazımdı
ama sordum...
çok geç...

ölümüne...


Ömer Dalman (10.02.2009)
www.antoloji.com/omer_dalman



20 Aralık 2008 Cumartesi

Seçimi Bana Bırakma

Adım gibi hatırlarım
söyledimdi ben o gece
yine geldiğinde beni almaya
bana bırakma seçimi
kendin al diye!

Dinlemedi ki Baba...
Sevgisinden şu yaramazına
bıraktı o son kapının kulbunu
yine elime
bekledi oracıkta
gelir miyim, kalır mıyım diye...

Yapamam!
dediydim aynen
sen kendin al bildiğin gibi
bana bırakma diye!..
Arkamda iki gülüm var
kendim yapamam
sorma bana ve yap diye!..

Yapmadı yine
kendi ellerime verdi kapının kulbunu!..

Bekletince sonra ben Baba'yı
geri çekildi düzenimden
müdahale olmasın diye.


Öyle bir sevgiymiş ki bendeki sevgiliye
o bile ellemezmiş
kesemezmiş kendi elleriyle
bu ipi...
Ayıramazmış kendi elleriyle beni
iki gülümden...

Halbuki bezmiştim artık
dayanamaz olmuştum!

Ama yapmadı
dinlemedi.
Bekledi...
kendim yapayım diye
ve yapmayınca ben yapmam gerekeni
çekti gitti yine!..

Alem senin dedim Baba'ya
saygım büyük dedim.
Döndüm uyudum sonra.


ve kahrolsun!
yeni bir sabaha günaydın...


Ömer Dalman (20.12.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman


8 Kasım 2008 Cumartesi

Yaşamayı istet

Yaşamayı istet bana
ölmeyi değil!

Her uykuya yattığımda
hoş görünmesin bana Azrail.
Onun şefkatli orağına dayamayayım boynumu;
senin yaşam dolu omzuna koyayım kafamı.

Bil sorumluluğunu benimle olmanın
ve bir çocuk gibi bazen
incecik sev beni
kırılmayayım diye
üzerime titre.

Anla bu koca adamı;
usta ol biraz
ince ayar yaşa...

Yaşamayı istet bana kadın
ölmeyi değil.

Dışarı
o acımasız oramana çıktığımda hergün
dermansız bırakma akşamdan beni,
akıllı ol
kadın ol
destek ol...

Yaşamayı istet bana
ölmeyi değil.


Ömer Dalman (08.11.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman


29 Haziran 2008 Pazar

Seksen Lira

8o lira derdi bazı abiler
insan hayatının değerine...
Mermi fiyatı malum...

Hocam bendeki hayat daha ucuz inan!
Tek farkım yüzüm güzel.
zannederler ki içim de güzel...

diline yandımının estetiği
güzel yüz doğumları
beden uzuvları
şanslı varoluşlar!..

Topuna koyayım kıçtan!
Ne yazar baba bunlar?..

Ben o 80'e taktım kafayı
oldum olası...
Tek vuruşluk bir burun kanaması gibi
biraz şiddetlisi tabii...
Tek vuruşluk
sonsuz bir sinüs rahatlaması
sonsuza bağlanmak
saniyede...

Var mı baba daha delicesi?!

Güzel yüz doğumları
temiz, terbiyeli aile tripleri,
asil beden uzuvları
sağlıklı hayatlar;

yerim bunların hepsini
koyarım kıçına baba!

Sen bana o 80'den bahset!..


Ömer Dalman (29.06.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman



27 Nisan 2008 Pazar

Sana İkramı

Allah'ın müdahalesi bu
o karar vermiş almaya seni.
Önünü açmış,
kapamış hayat perdeni.
Kurtarmış oyundan seni bir kere.

Aniden veya bekletmeli
ne fark eder?

Dert etme
gideceksin
gönlün rahat olsun.

Arkana bakma
mazeret olmaz sevdiklerine.
Haklar geride kalır
Yaratan'ın devreye girdiğinde
aydınlanır bütün karanlıkların.

İçin rahat olsun
Allah'ın müdahalesi bu,
sana ikramı...


Ömer Dalman (Nisan 2008)
www.antoloji.com/omer_dalman

29 Aralık 2007 Cumartesi

Gel...

Bütün merakların
ilgilerin
hobilerin, yeteneklerin,
düşüncelerin bittiği yerde bekliyorum seni.

Derman yok
hız yok
yavaşlık yok,
neyse oyum işte artık
gel...

Sıyrıldım işte herşeyimden
tıpkı dediğin gibi;
geldiğim gibi buraya çırılçıplak
hazırım geri dönmeye
oyalama daha fazla ne olur
uydum sana çoktan,
gel...

Bir yerden sonra ne değeri kalır ki?
süre doldurmaya girer yaşadığım.
Oyalandığım kadar bu saçma-sapan oyunla
başka bebelere hayat ver
haydi bekletme artık beni ne olur
gel...


Ömer Dalman (Aralık 2007)
www.antoloji.com/omer_dalman

24 Kasım 2007 Cumartesi

Evim

Ölümü en rahat isteyebildiğim,
hatırlayabildiğim yerdir evim.

Kendime, özüme,
nedenime, başlangıcıma-sonucuma
samimiyetle yakınlaştığım yer...

Katıksız, fazlalıksız,
gürültüsüz, konuşmasız,
aldatmasız
nerede olduğumu benliğime
çığlık çığlığa haykırabildiğim yerdir...

Yalanlardan sıyrılıp
her akşam seve seve yeniden ölüp, kaçtığım
sabahları sadece öyle olması gerektiği için
boynum bükük
yeniden hayata karışabildiğim yerdir...

Kapılarımı ardına kadar araladığım,
bana bunun imkanlarını bolkepçe veren
yegane yerdir evim.


Ömer Dalman (Kasım 2007)
www.antoloji.com/omer_dalman

18 Kasım 2007 Pazar

Acısı bana

Bırak menzilim az daha uzasın,
biraz sapayım hedeften,
geciksin buluşmamız Ey Sevgili!

Fırsat ver seven gönüllere;
daha çok şey var alacakları benden.

Çok aşk, çok sevgi, çok tek oda, tek yastık,
Çok kavga, barış ve sarılışmalar...

Bırak ona-buna sarayım biraz daha
düşüreyim hızımı,
odaklarım çoğalsın
dağılayım hatta bir miktar.
Şaşırayım insan gibi...

Fırsat ver yoldaşıma,
daha çok anlayacağı var...
Çok peşinden koşacağı hedef,
ve alacağı çok sevgi
yaşamak için...
ve bulmak için
buluşmak için benimle aynı hatta...

Bu yüzden Ey Sevgili;
bırak biraz menzilim uzasın,
sapayım hedeften
geciksin buluşmamız.

Zaten senin değil miyim?

ve acısı bana değil mi?..


Ömer Dalman (Kasım 2007)
www.antoloji.com/omer_dalman

Kanma Sığ Sulara

Kanma o
derin görünen
dibi bulanık sığ sulara sakın!
Dalayım dersin anlamlar umup,
başını yararsan
bok yoluna gidersin.
Bir ömürlük emanetini
heba edersin!

Sakın
kahpe etme ruhunu
bir çoğu gibi.
Dayama sırtını elle tutulan,
görünen
değeri gafillerce biçilmiş
kasnaklara.

Sadece içindeki o ışıkla,
çelik gibi
eğrilmez iraden ile buluştur arzularını.

ve zevk aldığın
kendi merkezindeki o cümbüş,
o alem, o ziyafetler olsun!

Kendi kalenin pencerelerinden bak aşağı...
ve eğer dalacaksan o derin denizlere,
gafillerin sığ kıyılarından değil,
kalenin en yüksek penceresinden atla!

ömür diye peşinde didindikleri şey,
inan ki bir dakikadır ruhunda!
sakın kanma
o gafillerin ölene dek debelendikleri,
dibi koyu
seviyesi bilekleri geçmeyen
sığ sularına!..


Ömer Dalman (Kasım 2007)
www.antoloji.com/omer_dalman

16 Kasım 2007 Cuma

Sana Hayır!

Gelseler sanki bugün almaya tekrar
"hayır" mı diyeceğim zannediyorsun
dünkü gibi?

Hiçbir şey eklenmedi,
çıkarılmadı mı zannediyorsun
bu yanan gönülden,
bu paçavra beyinden?..

Baksalardı sanki yüzüme yine
o günkü gül yüzleriyle
güçlü güçlü;
"hayır, olmaz!" mı diyeceğimi ve

yüzümü ters döneceğimi mi zannediyorsun
dünkü gibi?..

Hayır!
Sana hayır!
hem de koskocaman!..

Hiçbir şey eklenmedi
çıkarılmadı mı zannediyorsun
menzilini kaybetmiş,
benliğini ödemiş
hayatı karşılığında
kendinden geçmiş bu fakirden?..

Hayır!
Sana hayır!
Hem de koskocaman!..


Ömer Dalman (Kasım 2007)
www.antoloji.com/omer_dalman

10 Kasım 2007 Cumartesi

Özledi mi Ölüm beni?

Özledi mi ölüm beni yeniden ne?
Uzaktan o özlem yakarışlarını
çağırışlarını duyar gibiyim bu günlerde...

Son görüşmemizde mutlu ayrılmıştık?
Pür telaş olmuş sanki yine
eski közleri alevlendirmenin derdinde
haber gönderip durur ne zamandır
neden ki?..

Özledi mi ölüm beni yeniden ne?

Flörtün peşinde şimdi yeniden benimle
kendini bana daha da güzel göstermelerde...
Zaman zaman dünyayı dar etmelerde.

Bilirim ben bu oyunu;
karşılıklı oynanır.
Boş bulunduğun an yakayı ele verirsin
diyecek bir şeyin yoktur

kuralına göre oynanmıştır.
Boynunu eğersin,
sev ya da sevme...

Şikayetim yok gerçi
sonuna kadar flörte de girerim de,
ilk anda alışamıyor insan
en güzel birlikteliklere bile.

Bu garip heyecan,
bu yenilenme hissi,
kapıları araladığım o ilk zamanlardaki
yüzüme vuran ışığın aynı kokusu...
Etrafa bakışlarımda
sonradan duyulacak özlemin müjdesi...

Özledi mi ölüm beni yeniden ne?


Ömer Dalman (Kasım 2007)
www.antoloji.com/omer_dalman

9 Kasım 2007 Cuma

"Ölüm" gibi...

Ne internetteki bir sürü hatasız kadın resmi,
hatta ne onların İstanbul'daki canlı örnekleri,
ne can bir dostumun muhabbeti,
ne bir sinema, korku filmi
Fredie, Jason, Immortal...

ne dumanı eşsiz Kuba Purolarım,
ne en kalitelisinden bardaklarca çay...

Bana hepsinden daha fazlası lazım bu akşam!..

Belki bundan 20 yıl önce kapıları açtığımdan
içeri katıksız ışığı davet edip
şölenlerimde kaybolduğumdan,
belki gün be gün eklenen
lanet hayat yüklerinden,
ülkedeki adilsizliklerden
ayılardan, emek sırtlanlarından
belki karşılıksız emeklerden...

ne farkeder ki?..

Bana hepsinden daha fazlası lazım bu akşam...

Yasak sanılsa da birçoğunca istemek seni;
ölümle karışık,
coşkuyla, sevgiyle
fedakarlıkla
herşeyi sıfırlamayla karışık
söylüyorum işte...
İznim de senden!..

Bilsinler, ne olur ki?
Bana hepsinden daha fazlası lazım bu akşam...
Seninle sonsuza dek buluşmak gibi...
"ölüm" gibi...


Ömer Dalman (Kasım 2007)
www.antoloji.com/omer_dalman

14 Ekim 2007 Pazar

Kapılar Aralanıyor

Daha bu sabah rüyamda
o güzel kasabadaki misafir evini bir ayı basıp,
sonradan beni de takibe alıp,
peşimden sokaklar boyu koşmadı mı?!..

Bir önceki sabahta
evimize ufacık bir fındık faresi mevziilenip,
salondaki yeşil halının altında
sanki bir köstebek gibi halıyı kabartarak
kaçmadı mı benden?!
Bu sefer de onu ele geçirme sıkıntısıyla
elimdeki o şeyi onun üstüne patlatmaya çalışmadım mı?!..

Saymakla biter mi bu rüya oyunları!?
nereye kadar yani?..

Hadi rüyayı geçtim.
Ya daha gerçeklerine ne demeli aramızda geçen?..
Bahsetmek istemezdim kızarsın diye ama
vazgeçtim bu sessizlikten,
hepsi kardeşim değil mi insanların?..
Bu gizemi birlikte kırsak fena mı?!..

Hayır hayır kızmadın zaten
eminim...

Hani o akşam az kalsın kapıdan içeri giriyordum.
Kutlama burnumun ucundaydı,
ve sen en yukarıda...
bekliyordun belki bilerek
henüz gelmeyeceğimi...

Son anda bana dokunan karımı fark edince,
yapamadım
edemedim!
Evi nasıl bırakırdım arkamda?..
Ben kutlamalarda, cümbüşlerde, meşklerde
seninle birleşmelerde
sonsuz pırlanta diyarlarda...
Onlar yaslarda, gözyaşları arasında
o kandırmaca hüzünlere gömülmüşken...

Yapamadım...
Zaten biliyordun,
ama kapıyı gösterdin ki bileyim
herşeyin mümkün olduğunu...

tatlı gönüllerin
kapıdan geçmek için
arkadan ittirenlere değil,
sadece o güzel niyetlerine mahkum olduklarını...

Biliyordun...
Ve şimdi işte
hepsi de duydu bunu!

Kızmadın
biliyorum...
Sen hep birleşelim istemez miydin?..


Ömer Dalman (Ekim 2007)
www.antoloji.com/omer_dalman

11 Ağustos 2007 Cumartesi

Cahilcedir Dünya


Böyle acımasız bir dünya işte!
kimilerine göre 'böyle şerefsiz'!...

bugün ölüp kalsan kuytu bir köşede,
haberin bile geç gider en yakınlarına,
canım ciğerim dediklerine...

Tamam!
arkandan ağlarlar hüngür hüngür
kaybolmuş benliklerinin puslu havasında
ölüm ilüzyonunun kurbanları.
Seni anarlar bir kaç yıl,
'kalbimizde yaşayacak' derler
o mesnetsiz, acil devreye girmiş,
portatif inançlarıyla,
ama ne fayda?
gitmedin mi çoktan sen?..

akıllar başa hep kaybedilince gelir akrabalar.
ve bu oyun hep aynıdır gafiller arasında!
kimine göre böyle acımasız, şerefsiz,
kimine göre böyle komik, ucuz,
cahilcedir dünya...


Ömer Dalman (Temmuz 2007)

16 Temmuz 2007 Pazartesi

Aldatmaca

Ölen,
yüksek mevkiili bir insanın cenazesinde
binlerce insan,
kara giysilerle ellerinde mendillerle biraraya gelirler.

ve aslında
orada gerçekten yürekten üzgün
samimi olanların sayısı,
fakir bir insanın cenazesine gelen
o, parmakla sayılabilecek
yürekten üzgün insan sayısına
neredeyse denktir!..

O koskoca kitlenin çok büyük yüzdesi
katman katman büyümüş
çekirdekten uzaklaşmış
sevgi şiddetinin, samimiyetinin yerini
iş ve çıkar beklentilerine bırakmış
sahte bir yığındır.

Bütün katmanları soysanız
o saf çekirdek
sadece birkaç insanın girift sevgisiyle
çırılçıplak ortada kalır.


Ömer Dalman (Temmuz 2007)
www.antoloji.com/omer_dalman


30 Mayıs 2007 Çarşamba

Bir Akşam...

Bir akşam evime girmek üzereyken
hain, imansız bir magandanın
değersiz tek kurşunuyla veya
tam bir beyefendinin
caddenin köşesinde yanlışlıkla gaza basmasıyla
bu haysiyetsiz, kaypak
adaletsiz dünyaya gözlerimi kapamışım
ne fark eder?..

Hatta kapamadan önce gözlerimi
bir köpeğin de gözlerini ben kapatmışım
ne fark eder?..

Gideceğim tek adres nasıl olsa 'ora' değil mi?..

yine o, eşsiz manzaralı odamdan
kah dünyayı seyrederim,
kah samanyolunu ve galaksileri...

dudaklarımdaki o her zamanki hin tebessümle
aşağıya yine bakar bakar
ölümün her türlüsüyle

ucuzuyla, pahalısıyla dalgamı o biçim geçerim!



Ömer Dalman (Mayıs 2007)
www.antoloji.com/omer_dalman