20 Aralık 2008 Cumartesi

Bilir misiniz?

Yine sayısız sabah çayı
bir duble Türk Kahvesi
ve sayısız ufak puro...

Yine dumanlar sarıyor odamı
karşımda monitör
ben dünyaya cızlarken sözümona
bastırılması namümkün isyanlar gönlümde
kalbimde dağlanamaz yaralar
dilimde o kesif katran tadı...

Fonda Enigma
tıngır tıngır...

Bir de sorar arkadaşlar
nereden çıkar bunca fikrim diye!

Derim ki onlara ey sevgili
acıyı bilir misiniz?
İlle iş-güç değil
daha beteri var, bilir misiniz?

Acının gönül merkezlisi en beteridir
en sarsıcısı
depremden de beter...
Bilir misiniz?..

Ne yapsan bastırılmaz o zaman isyanlar
dağlanmaz yaralar
acısı dinmez
katlanılmaz tutumlar...

Yine bir haftasonu sabahı...
Sayısız içilen çay
bir duble Türk Kahvesi
ve sayısız puro dumanı ile ben
yine sevgine duacı
çaresiz...


Ömer Dalman (20.12.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman


9 Aralık 2008 Salı

Şov bekleme

Şov olmaz her zaman yaptıklarımız
hit şarkılar iyi gelmez her zaman kulağa
aldatır anlık yükselişler
ruhta da, bedende de
hatta kültürde...

Aldatma kendini
ışıklı, bol patırtılı ziyafetlerle
doymaz bu mide her zaman.

Yavaş ve usulca
tadında yenir bazı yemekler.

ve inan böylesi daha iyi
daha özel...
hazmı kolay

daha kalıcı
daha sağlıklı...

Şov bekleme her zaman yapılanlardan
bol alkış sesleri takip etmese de benliğini
durma, vazgeçme, diren!

Sakin rüzgarların müziğini de dinle.

Var bir bildiği bilgelerin
sükun kal
yetin bir şeylerle

ve bekle...


Ömer Dalman (09.12.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman

Aşkıma...

Uzaklaşan
büyük ve zavallı ruhumu
ancak böyle gümbür gümbür
müziklerle
şarkılarla, türkülerle kandırıp
geri çağırıyorum.

Cilvelidir ruhum
beni bile dinlemez hemen.

aaah
bir de yanında sevgin olsa
çiçeklerle, mis kokularla...


Ömer Dalman (09.12.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman


4 Aralık 2008 Perşembe

Günah mı?

Anladım hayatı
ucuz oyunları
safsataları
yıkamacıları
yağlamacıları...

Gördüm yağmur tanelerini

karda koşmaları
sağlığı, mutluluğu
mutsuzluğu...
Hepsini gördüm
anladım hayatı.

İntiharı gördüm yanıbaşımda
yakınımda, uzağımda
anlamaya çalıştım.

Ve hep şu soru belirdi
zaman zaman aklımda:

Allah'ım
intihar en büyük günah dedin, tamam
başım üstüne.
Peki ama
karı dırdırından,
ev cehenneminden kurtulmak için intihar;
o da günah mı?..

Ateşten kurtulup
sulara kavuşmak,
öylece koynunda bulmak kendimi;

o da günah mı?
sen söyle...


Ömer Dalman (04.12.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman

2 Aralık 2008 Salı

Öze dönüş mü?

Demir alış bir limandan ötekine...
Kapatış bir perdeyi
bir sahneden diğerine...

Bambaşka oyunlara, figüranlara
oyunculara
başrol oyuncusu ben olmak üzere bu sefer...

Bir öze dönüş sözümona
esas mesleğe
mimarlığa...

Yaptıkları işe bir tutsalar da kendilerini
hiç bir zaman onaylamadım bu safsatayı.
Aynam iş de değil
tuttuğum ekmek de benim!..

Sadece ben
ben
ve yine ben...
Tek başıma
tek ve uzun bir yolda...


Ömer Dalman (02.12.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman

8 Kasım 2008 Cumartesi

Yaşamayı istet

Yaşamayı istet bana
ölmeyi değil!

Her uykuya yattığımda
hoş görünmesin bana Azrail.
Onun şefkatli orağına dayamayayım boynumu;
senin yaşam dolu omzuna koyayım kafamı.

Bil sorumluluğunu benimle olmanın
ve bir çocuk gibi bazen
incecik sev beni
kırılmayayım diye
üzerime titre.

Anla bu koca adamı;
usta ol biraz
ince ayar yaşa...

Yaşamayı istet bana kadın
ölmeyi değil.

Dışarı
o acımasız oramana çıktığımda hergün
dermansız bırakma akşamdan beni,
akıllı ol
kadın ol
destek ol...

Yaşamayı istet bana
ölmeyi değil.


Ömer Dalman (08.11.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman


2 Kasım 2008 Pazar

Yalnızlık Çaldımı kapını

Yalnızlık bir kere çaldımı kapını
boyun eğeceksin şüphe etmeden.
Düşünmeyeceksin
kapılsam mı, kapılmasam mı diye...

Varsa ihtimalin aklında
karınla, sevgilinle, dostunla takılıp
uzak kalmak için yalnızlıktan;

kanmayacaksın.
Sadece boyun eğeceksin yalnızlığa...

Pek çetindir yalnızlığın çağrısı.
Dinlemez pazarlık, teklif.
Sonuç noktada gelir kapına
kesin vuruşlarla yumruklar kapını
ve o gece
illa ki seninle konaklayacaktır.

Ruhunun alarmıdır her bir çağrısı yalnızlığının.
Kulak vermedin mi;
gitti zannedersin kapından
ama izini bırakır paspasına
ve sen her çıkıp gittiğinde evinden
üzerine yükünü koyar.

Koptum zannedersin ondan
özgürüm dersin gürül gürül

ama
o en sosyal anında,
belki bir kutlamada veya
sevgilinle bir sevişmenin ortasında
ansızın çıkıp gelir tekrar
bu sefer kapını kırarcasına!..

Pişman olursun, ama çaresiz...
Doğrultmaya çalışırsın sonra günlerce
ruhundaki depremleri.
Daha zordur bu sefer işin...

Yalnızlık bir kere çaldımı kapını
boyun eğeceksin şüphe etmeden

ve hemen açıp gönül kapını
içeri alacaksın onu
bütün samimiyetinle...


Ömer Dalman (02.11.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman