Anladım hayatı
ucuz oyunları
safsataları
yıkamacıları
yağlamacıları...
Gördüm yağmur tanelerini
karda koşmaları
sağlığı, mutluluğu
mutsuzluğu...
Hepsini gördüm
anladım hayatı.
İntiharı gördüm yanıbaşımda
yakınımda, uzağımda
anlamaya çalıştım.
Ve hep şu soru belirdi
zaman zaman aklımda:
Allah'ım
intihar en büyük günah dedin, tamam
başım üstüne.
Peki ama
karı dırdırından,
ev cehenneminden kurtulmak için intihar;
o da günah mı?..
Ateşten kurtulup
sulara kavuşmak,
öylece koynunda bulmak kendimi;
o da günah mı?
sen söyle...
Ömer Dalman (04.12.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman
4 Aralık 2008 Perşembe
2 Aralık 2008 Salı
Öze dönüş mü?
Demir alış bir limandan ötekine...
Kapatış bir perdeyi
bir sahneden diğerine...
Bambaşka oyunlara, figüranlara
oyunculara
başrol oyuncusu ben olmak üzere bu sefer...
Bir öze dönüş sözümona
esas mesleğe
mimarlığa...
Yaptıkları işe bir tutsalar da kendilerini
hiç bir zaman onaylamadım bu safsatayı.
Aynam iş de değil
tuttuğum ekmek de benim!..
Sadece ben
ben
ve yine ben...
Tek başıma
tek ve uzun bir yolda...
Ömer Dalman (02.12.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman
Kapatış bir perdeyi
bir sahneden diğerine...
Bambaşka oyunlara, figüranlara
oyunculara
başrol oyuncusu ben olmak üzere bu sefer...
Bir öze dönüş sözümona
esas mesleğe
mimarlığa...
Yaptıkları işe bir tutsalar da kendilerini
hiç bir zaman onaylamadım bu safsatayı.
Aynam iş de değil
tuttuğum ekmek de benim!..
Sadece ben
ben
ve yine ben...
Tek başıma
tek ve uzun bir yolda...
Ömer Dalman (02.12.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman
8 Kasım 2008 Cumartesi
Yaşamayı istet
Yaşamayı istet bana
ölmeyi değil!
Her uykuya yattığımda
hoş görünmesin bana Azrail.
Onun şefkatli orağına dayamayayım boynumu;
senin yaşam dolu omzuna koyayım kafamı.
Bil sorumluluğunu benimle olmanın
ve bir çocuk gibi bazen
incecik sev beni
kırılmayayım diye
üzerime titre.
Anla bu koca adamı;
usta ol biraz
ince ayar yaşa...
Yaşamayı istet bana kadın
ölmeyi değil.
Dışarı
o acımasız oramana çıktığımda hergün
dermansız bırakma akşamdan beni,
akıllı ol
kadın ol
destek ol...
Yaşamayı istet bana
ölmeyi değil.
Ömer Dalman (08.11.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman
ölmeyi değil!
Her uykuya yattığımda
hoş görünmesin bana Azrail.
Onun şefkatli orağına dayamayayım boynumu;
senin yaşam dolu omzuna koyayım kafamı.
Bil sorumluluğunu benimle olmanın
ve bir çocuk gibi bazen
incecik sev beni
kırılmayayım diye
üzerime titre.
Anla bu koca adamı;
usta ol biraz
ince ayar yaşa...
Yaşamayı istet bana kadın
ölmeyi değil.
Dışarı
o acımasız oramana çıktığımda hergün
dermansız bırakma akşamdan beni,
akıllı ol
kadın ol
destek ol...
Yaşamayı istet bana
ölmeyi değil.
Ömer Dalman (08.11.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman
Etiketler:
doğum günü,
ölüm,
şevk,
şiir,
yaşam,
yaşama şevki
2 Kasım 2008 Pazar
Yalnızlık Çaldımı kapını
Yalnızlık bir kere çaldımı kapını
boyun eğeceksin şüphe etmeden.
Düşünmeyeceksin
kapılsam mı, kapılmasam mı diye...
Varsa ihtimalin aklında
karınla, sevgilinle, dostunla takılıp
uzak kalmak için yalnızlıktan;
kanmayacaksın.
Sadece boyun eğeceksin yalnızlığa...
Pek çetindir yalnızlığın çağrısı.
Dinlemez pazarlık, teklif.
Sonuç noktada gelir kapına
kesin vuruşlarla yumruklar kapını
ve o gece
illa ki seninle konaklayacaktır.
Ruhunun alarmıdır her bir çağrısı yalnızlığının.
Kulak vermedin mi;
gitti zannedersin kapından
ama izini bırakır paspasına
ve sen her çıkıp gittiğinde evinden
üzerine yükünü koyar.
Koptum zannedersin ondan
özgürüm dersin gürül gürül
ama
o en sosyal anında,
belki bir kutlamada veya
sevgilinle bir sevişmenin ortasında
ansızın çıkıp gelir tekrar
bu sefer kapını kırarcasına!..
Pişman olursun, ama çaresiz...
Doğrultmaya çalışırsın sonra günlerce
ruhundaki depremleri.
Daha zordur bu sefer işin...
Yalnızlık bir kere çaldımı kapını
boyun eğeceksin şüphe etmeden
ve hemen açıp gönül kapını
içeri alacaksın onu
bütün samimiyetinle...
Ömer Dalman (02.11.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman
boyun eğeceksin şüphe etmeden.
Düşünmeyeceksin
kapılsam mı, kapılmasam mı diye...
Varsa ihtimalin aklında
karınla, sevgilinle, dostunla takılıp
uzak kalmak için yalnızlıktan;
kanmayacaksın.
Sadece boyun eğeceksin yalnızlığa...
Pek çetindir yalnızlığın çağrısı.
Dinlemez pazarlık, teklif.
Sonuç noktada gelir kapına
kesin vuruşlarla yumruklar kapını
ve o gece
illa ki seninle konaklayacaktır.
Ruhunun alarmıdır her bir çağrısı yalnızlığının.
Kulak vermedin mi;
gitti zannedersin kapından
ama izini bırakır paspasına
ve sen her çıkıp gittiğinde evinden
üzerine yükünü koyar.
Koptum zannedersin ondan
özgürüm dersin gürül gürül
ama
o en sosyal anında,
belki bir kutlamada veya
sevgilinle bir sevişmenin ortasında
ansızın çıkıp gelir tekrar
bu sefer kapını kırarcasına!..
Pişman olursun, ama çaresiz...
Doğrultmaya çalışırsın sonra günlerce
ruhundaki depremleri.
Daha zordur bu sefer işin...
Yalnızlık bir kere çaldımı kapını
boyun eğeceksin şüphe etmeden
ve hemen açıp gönül kapını
içeri alacaksın onu
bütün samimiyetinle...
Ömer Dalman (02.11.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman
Etiketler:
gerçek samimiyet,
kendini bulma,
yalnızlık
1 Kasım 2008 Cumartesi
Yapabilecek misiniz?
Kızgın maşalar düştü
bu topraklara.
Biliyor herkes
açıkça düşürüldü zaten.
Ama
ağalar, babalar
aydınlamaya varmaksa amaç
ruhlarda;
tamam
bu da bir yöntem...
Engellemek aykırı olanı
marjinali, açığı-saçığı
kötü denilene fırsat vermemek...
Hepsi bir tarz, bir yöneliş
bir terbiye mekanizması ruha...
Ama
nedendir milyonları
beyinleri,
bu ruhları
aynı kaba sokma çabası?
Kızgın maşalarla yöneltmek nedendir
ruhları
'doğru olana'?
Kesmekle biçmekle düşünceleri
düdüklü tencerede hapsetmekle beyinleri
arzuları, dürtüleri
daha büyük dert almaz mısınız
başınıza?
Patlamaz mı birgün bu buhar dolu tencere?
Haydi bırakın patlamasını da;
özgür doğan onca ruhun kaderine
el atmanın hesabını kızgın maşalarla
verebilecek misiniz birgün
Hakka? ..
Taşıyabilecek misiniz bu yükü
ağalar, babalar, aydınlar?
Yapabilecek misiniz?
Ömer Dalman (25.10.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman
bu topraklara.
Biliyor herkes
açıkça düşürüldü zaten.
Ama
ağalar, babalar
aydınlamaya varmaksa amaç
ruhlarda;
tamam
bu da bir yöntem...
Engellemek aykırı olanı
marjinali, açığı-saçığı
kötü denilene fırsat vermemek...
Hepsi bir tarz, bir yöneliş
bir terbiye mekanizması ruha...
Ama
nedendir milyonları
beyinleri,
bu ruhları
aynı kaba sokma çabası?
Kızgın maşalarla yöneltmek nedendir
ruhları
'doğru olana'?
Kesmekle biçmekle düşünceleri
düdüklü tencerede hapsetmekle beyinleri
arzuları, dürtüleri
daha büyük dert almaz mısınız
başınıza?
Patlamaz mı birgün bu buhar dolu tencere?
Haydi bırakın patlamasını da;
özgür doğan onca ruhun kaderine
el atmanın hesabını kızgın maşalarla
verebilecek misiniz birgün
Hakka? ..
Taşıyabilecek misiniz bu yükü
ağalar, babalar, aydınlar?
Yapabilecek misiniz?
Ömer Dalman (25.10.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman
Tamam Kapatın!
Tamam
anladım sizi...
anladım korkaklığınızı
beyin hapislerinizi...
Anladım derdinizi
düşmanlığınızı
özgürlüğe...
Tamam
anladım sizi
ucuzluğunuzu
hesaplarınızı
ana planınızı
anladım...
Kapatın bütün pencereleri
kapatın güzellikleri,
engelleyin düşünceleri
özgürlükleri
kapatın!
Kapatın beyinlerinizi
beyinleri...
Bütün özgür çiçekleri
güzel kokuları
aykırılıkları
taşıyamadığınız o kelimeleri
şarkıları, öyküleri
kapatın! ..
Kapatın özgürlüğün son örneği
internet sitelerini bir bir
kapatın!
Bakalım
hepbirlikte
boyumuz arşa mı varacak,
cehennemin dibini mi boylayacak? !
Kapatın! ..
Ömer Dalman (25.10.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman
anladım sizi...
anladım korkaklığınızı
beyin hapislerinizi...
Anladım derdinizi
düşmanlığınızı
özgürlüğe...
Tamam
anladım sizi
ucuzluğunuzu
hesaplarınızı
ana planınızı
anladım...
Kapatın bütün pencereleri
kapatın güzellikleri,
engelleyin düşünceleri
özgürlükleri
kapatın!
Kapatın beyinlerinizi
beyinleri...
Bütün özgür çiçekleri
güzel kokuları
aykırılıkları
taşıyamadığınız o kelimeleri
şarkıları, öyküleri
kapatın! ..
Kapatın özgürlüğün son örneği
internet sitelerini bir bir
kapatın!
Bakalım
hepbirlikte
boyumuz arşa mı varacak,
cehennemin dibini mi boylayacak? !
Kapatın! ..
Ömer Dalman (25.10.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman
23 Ekim 2008 Perşembe
Polat Baba sağolsun
Lan daha yeni ara verdik
pofur pofur
puro içimine!
İki gün geçti üstünden.
Güya araya bir 5 gün koyacaktık
hani bir dahaki zamparalık gününe kadar
fazla şevke, zevke gelmeyecektik.
Bari hafta içi dumansız, avradsız,
adrenalinsiz, hormonsuz
sakin duracaktık.
Ama hesap edememişiz be kahretsin;
bu akşam da
gününde ve saatinde
Kurtlar Vadisi var!
Şimdi olur mu dumansız, adrenalinsiz,
avradsız, raconsuz!?
Yine kıracağız engeli erken,
boğulacağız dumana
Polat ve Memati eşliğinde
kahretsin!
Bize de engel mi dayanır be kardeşim!?
Neyse...
Polat Baba sağolsun.
Ömer Dalman (23.10.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman
pofur pofur
puro içimine!
İki gün geçti üstünden.
Güya araya bir 5 gün koyacaktık
hani bir dahaki zamparalık gününe kadar
fazla şevke, zevke gelmeyecektik.
Bari hafta içi dumansız, avradsız,
adrenalinsiz, hormonsuz
sakin duracaktık.
Ama hesap edememişiz be kahretsin;
bu akşam da
gününde ve saatinde
Kurtlar Vadisi var!
Şimdi olur mu dumansız, adrenalinsiz,
avradsız, raconsuz!?
Yine kıracağız engeli erken,
boğulacağız dumana
Polat ve Memati eşliğinde
kahretsin!
Bize de engel mi dayanır be kardeşim!?
Neyse...
Polat Baba sağolsun.
Ömer Dalman (23.10.2008)
www.antoloji.com/omer_dalman
Etiketler:
duman,
duman sevgisi,
kurtlar vadisi,
memati,
polat alemdar,
puro,
şiir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)